Ankara- Kars- Tebriz
Merhaba Dostlar,
Birden aklıma esti. Trenle İzmir'den Kars'a, oradan da Tebriz'e gidip sınıf arkadaşlarım Kasım Emiri ve Zhila Karabagi'yi göreyim dedim.
Doğrudan Tebriz'e uçak yok. Aktarmalı uçuşlar var ve aktarmalı olduğu için oldukca pahalı. Uçakla gitmektense geze geze maceralı bir şekilde gideyim dedim.
Plan hemen kafamda canlandı. İzmir'den Ankara'ya gideceğim. Oradan Doğu ekspresi ile Kars'a, Kars'tan da Doğubayazıt üzerinden İran'a giriş yapıp oradan Tebriz'e gideceğim. Tek sıkıntı gezinin Ramazan'a denk gelmesi. Umarım yiyecek içecek ve sigara konusunda bir sıkıntı yaşamam.
İzmir'den Ankara'ya trenle gitmeyi düşünmüştüm ama İzmir Ankara arasında yataklı vagon yokmuş. İzmir Basmahane tren garında Ankara Kars tren biletimi aldım. Bu arada internetten İzmir Ankara uçak biletimi ayarladım. Ankara Kars treni oldukca ucuz. Bu arada 60-65 yaş üzerindekilere indirim var.
İZMİR-ANKARA
Bir saatlik bir uçuştan sonra Ankara Esenboğa havaalanına indim. Havaş'ın Otobüsü ile Gençlik parkının yakınlarında bir yere kadar geldim.
28 yıl sonra Ankara'dayım. Trenin kalkmasına daha birkaç saat var. Kızılay, sıhhiye, Ulus ve gençlik parkında dolaştım. 28 yıl öncesine göre tek değişen Sıhhiyeden Ulusa giderken yol üstündeki ağaçların büyümüş olması. Kızılay ancak İzmir'in Çankaya'sının bir kısmı olabilir.
Bir de Ankara'da sanki tek parti seçime girecekmiş gibi bir hava var. Her yer Ak Parti ve Tayyip resimleri, pankartları ile dolu. Sadece bir paralı billboard'da İnce'nin resmi vardı. Kızılay'da da karşılıklı AKP ve CHP standları vardı.
Özetle Ankara'da belirgin bir değişiklik yok.
Ankara garına geldim. Tren daha perona girmemiş. Beklemeye başladım. İnsanlar çoktan gelmiş trenin perona yanaşmasını bekliyorlar.
Her yaş grubundan insan var. Genç, yaşlı,köylü, şehirli......
Tren perona yanaştı. Yataklı vagonu bulmak için bir ileri bir geri iki tur attım. Sonunda vagonu buldum ve kompartmana girdim. 70 -80 cm lık bir koridorun gidiş yönüne göre sağ tarafında kompartmanlar var.
Kompartman dört kişilik. Uyku vakti geldiğinde oturulan yer yatak oluyor. Yukarıdan da dışa doğru çekerek iki yatak açılıyor. Toplamda 4 kişilik yatak oluyor. Kompartmana elektrikli cihazları kullanabilmek üzere bir tane 220 volt priz var. Yeri biçimsiz.
Yanınızda çoklayıcı bir uzatma kablosu götürürseniz hem rahat kullanırsınız hem de aynı anda birkaç kişi telefonunu falan şarj edebilir. Yanlız lütfen yan kompartmandaki yolcular gibi kahve yapmak için kettle falan kullanmayın. Sigortayı attırıyor ve görevliler bu gibi durumlarda sigortayı tamir etmedikleri için yol boyunca elektriksiz kalabilirsiniz.
Görevliler temiz çarşaf,pike ve yatık veriyorlar. Tren hareket
Yoldayım. Doğu ekspresi ile Kars'a gidiyorum.Hani İzmir sıcak, Ankara'da güneşe çıkılmıyor ya, Sivas farklı. Uyandım, kompartman buz gibi. Klima çalışıyor sandım. Meğerse hava soğukmuş. Hatta trenin kaloriferini de çalıştırmışlar buna rağmen soğuk. Şu anda saat 06.30. İnşallah ilerleyen saatlerde hava ısınır.
Akşam 12 civarında yattım ve Sabah 6'da uyandım. Kendimi gayet iyi hissediyorum.İzmir'de saat 10da yatar sabah saat 10da her yerim inanılmaz derecede ağrıyarak kalkardım. Az uykuya rağmen dinç ve ağrısız uyanmak kara ikliminden- nem oranının düşük olmasından- kaynaklanıyor sanırım.
Kaldığımız yer (trende tanıştığımız arkadaşlar bulmuşlar) daha önceden kız yurdu imiş. Şimdi otel olarak işletiyorlar. Fiyat özellikle öğrenciler ve backpacker'lar için uygun. Kahvaltı dahil 55TL. ( 12-13 Usd) ama otel olarak design edilmediği için öncelikle küçük. Banyo, tuvalet de küçük ve ancak kapıyı kapatınca duş yapmak mümkün.
Televizyon var ama pratikte seyretmek mümkün değil. Yatağa uzanınca TV sağ yan duvarda kalıyor. TV seyretmek için ya gardorop (gardolap, garde-robe her ne ise ) önünde ayakta dikilmen lazım veya yatağın ayak ucuna bir sandalye koyup sandalye oturman lazım..
Sahibi 30-35 li yaşlarda bir arkadaş. Her konuda yardımcı oluyor. Bilet yol tarifi vb. Bu arada belirtmem gerekli altında son model mercedes arabası var. Bizi arabası ile restorana götürdü gecenin 9 unda. Arabayı görünce biraz kurcaladım. Besicilik kasaplık yurt işletmeciliği ve başka birçok işi aynı anda ailecek yapıyorlarmış. Sanırsam zengin bir aile.
Otel caminin hemen yanında. Nerede ise aynı bina gibi. Tamam demiştim içimden sabah ezanı ile uyanacağım ama şu ana kadar hiç ezan sesi duymadım !
Doğu ekspresinde iki kompartman ileride 3 çocuklu bir aile vardı. Sarıkamış'ın bir köyünde oturuyorlarmış. Çocuklardan biri Ankara'daki abisinin kızıymış. 5-6 yaşlarında. Ankara'yı sevememiş. Sarıkamış'a amcası ile dönüyordu. Mutluydu. Bizim orada bahçemiz, benim kedim, köpeğim ve civcivlerim var, Ankara'da hiçbir şeyim yok dedi bana. Onun adına mutlu oldum mutluluğuna gittiği için.
En ilginci ise bir ara Sarıkamış'a yaklaştığımızda 3 çocuğun yengeleri ile birlikte İzmir marşını söylemeleriydi.
Bu sabah beni Iğdır otobüsüne getiren servisin şöför mahalinde ise koca bir Kemal Atatürk imzası vardı.
Aslında otobüs, tren ve uçaklarda erkek ve bayanların yan yana oturmalarına izin vermeleri lazım. Yanıma oturan arkadaş 110-120 kilo falan. Koltuktan taşıyor. Cama yapıştım desem yeridir. Halbuki 50-60 kiloluk bir bayan yanıma otursa çok daha rahat olurdu.
Tecrube ile sabit olmuştur ki Iğdır'dan Tebriz'e giden otobüs yoktur. Mecburen Iğdır'dan Doğubayazıt' a gideceğim. Yol yaklaşık 50 km. Dolmuşlar var. Dolunca kalkıyor. Dolmasını bekliyorum.Bu arada bir sigara yaktım.
Dışarıda sigara içtiğim için bir vatandaş tarafından uyarıldım. " Dışarıda sigara içme. şurada kahvehane var orada içebilirsin " dedi.
Yani Iğdır'da ramazan günü kahvehanede sigara içmek serbest ! Bende kahvehanede çayla birlikte sigaramı içtim. Iğdır'da dilenci sayısı yüksek. Şu ana kadar 15-20 dakikada 3 dilenci yanıma geldi.
Kars'tan hareketimi biraz öne aldım. İranla aramızda 1.5 saat fark varmış. Çok geç vakte kalmak istemiyorum. Şimdi Kars Iğdır midibüsündeyim. Sanıyorum yol 2 saat sürecek.
İnsanlar hoş sohbet. Birbirleri ile sohbet halindeler. Bir bayan son anda bindi ayakta kaldı. 60-65 Yaşlarında bir adam yerini verdi. Önce " Bayandır, erkek yanı olmaz" gibi bir tepki geldi. Adam karısı ile yolculuk yapıyormuş. Bayan yanıdır dedi. Bu arada hemen bir genç kalktı o da yerini yaşlı adama verdi.
Genellikle Türkçe konuşuyorlar. Arada bir kısa süreli kürtçe konuşuyorlar. Yollar güzel hem de duble :)
Cehaletimle alay ediyorum. Iğdır'ı bir kasaba sanıyordum, meğerse yıllar önce il olmuş.
Hava bulutlu ama yağmur yağmıyor. İnşallah yağmaz. Yanımda şemsiye veya yağmurluk yok. Heryer yemyeşil ama sakın aklınıza ağaç orman gelmesin.Kilometrelerce uzakta bile ağaç yok. Ovalar yeşil, tarlalar yeşil. Hani yıllarca kullandığımız windows un yeşil bir tepe fotoğrafı vardı ya onun gibi işte. Ağrı dağını görmek için sabırsızlanıyorum.
Akşam üzeri yağmur başladı. Kars'ta bu mevsimde sürekli yağmur yağarmış. Benim şansıma dün ve bugün yağmur yoktu. Ani Harabelerini rahatça gezdik. Yarın sanıyorum Tebriz'e kadar yağmurlu olacak. Tebriz'de de hava yağmurlu görünüyor.
Birkaç gün önce Tebriz'deki bir arkadaşıma bir soru sordum. " Yolda su, sigara içersem, kısa pantolon giyersem bir sorun olur mu? " Cevap " Söylediklerinin hiç birini yapamazsın. İçeri girersin. Kırbaç yersin."
Küpemi çıkardım. Iğdır'da da küpe hoş karşılanmıyormuş ! Yarın uzun pantolonumu giyeceğim. Yanıma bir de gömlek almıştım. Onu giyeceğim. İran'a geçtikten sonra iftara kadar sokakta su, sigara içmek yok.
İran'a girer girmez sim kart almamı söyledi arkadaşlar. İnternet yavaş da olsa yol bulmakta yardımcı oluyormuş. Hemen herkes Türkçe konuşabiliyormuş. 10 Kişinin 8 i Türkçe konuşur, kalan iki kişi büyük olasılıkla anlar ama konuşamaz diyorlar.
Tüm İran halkı çok yardım sever insanlar. En büyük avantaj ise İranlıların yardımsever ve dost canlısı olmaları.
Bu günlük bu kadar.
Birden aklıma esti. Trenle İzmir'den Kars'a, oradan da Tebriz'e gidip sınıf arkadaşlarım Kasım Emiri ve Zhila Karabagi'yi göreyim dedim.
Doğrudan Tebriz'e uçak yok. Aktarmalı uçuşlar var ve aktarmalı olduğu için oldukca pahalı. Uçakla gitmektense geze geze maceralı bir şekilde gideyim dedim.
Plan hemen kafamda canlandı. İzmir'den Ankara'ya gideceğim. Oradan Doğu ekspresi ile Kars'a, Kars'tan da Doğubayazıt üzerinden İran'a giriş yapıp oradan Tebriz'e gideceğim. Tek sıkıntı gezinin Ramazan'a denk gelmesi. Umarım yiyecek içecek ve sigara konusunda bir sıkıntı yaşamam.
İzmir'den Ankara'ya trenle gitmeyi düşünmüştüm ama İzmir Ankara arasında yataklı vagon yokmuş. İzmir Basmahane tren garında Ankara Kars tren biletimi aldım. Bu arada internetten İzmir Ankara uçak biletimi ayarladım. Ankara Kars treni oldukca ucuz. Bu arada 60-65 yaş üzerindekilere indirim var.
İZMİR-ANKARA
Bir saatlik bir uçuştan sonra Ankara Esenboğa havaalanına indim. Havaş'ın Otobüsü ile Gençlik parkının yakınlarında bir yere kadar geldim.
28 yıl sonra Ankara'dayım. Trenin kalkmasına daha birkaç saat var. Kızılay, sıhhiye, Ulus ve gençlik parkında dolaştım. 28 yıl öncesine göre tek değişen Sıhhiyeden Ulusa giderken yol üstündeki ağaçların büyümüş olması. Kızılay ancak İzmir'in Çankaya'sının bir kısmı olabilir.
Bir de Ankara'da sanki tek parti seçime girecekmiş gibi bir hava var. Her yer Ak Parti ve Tayyip resimleri, pankartları ile dolu. Sadece bir paralı billboard'da İnce'nin resmi vardı. Kızılay'da da karşılıklı AKP ve CHP standları vardı.
Özetle Ankara'da belirgin bir değişiklik yok.
ANKARA-KARS
TREN YOLCULUĞU
Her yaş grubundan insan var. Genç, yaşlı,köylü, şehirli......
Tren perona yanaştı. Yataklı vagonu bulmak için bir ileri bir geri iki tur attım. Sonunda vagonu buldum ve kompartmana girdim. 70 -80 cm lık bir koridorun gidiş yönüne göre sağ tarafında kompartmanlar var.
Kompartman dört kişilik. Uyku vakti geldiğinde oturulan yer yatak oluyor. Yukarıdan da dışa doğru çekerek iki yatak açılıyor. Toplamda 4 kişilik yatak oluyor. Kompartmana elektrikli cihazları kullanabilmek üzere bir tane 220 volt priz var. Yeri biçimsiz.
Yanınızda çoklayıcı bir uzatma kablosu götürürseniz hem rahat kullanırsınız hem de aynı anda birkaç kişi telefonunu falan şarj edebilir. Yanlız lütfen yan kompartmandaki yolcular gibi kahve yapmak için kettle falan kullanmayın. Sigortayı attırıyor ve görevliler bu gibi durumlarda sigortayı tamir etmedikleri için yol boyunca elektriksiz kalabilirsiniz.
Görevliler temiz çarşaf,pike ve yatık veriyorlar. Tren hareket
Yoldayım. Doğu ekspresi ile Kars'a gidiyorum.Hani İzmir sıcak, Ankara'da güneşe çıkılmıyor ya, Sivas farklı. Uyandım, kompartman buz gibi. Klima çalışıyor sandım. Meğerse hava soğukmuş. Hatta trenin kaloriferini de çalıştırmışlar buna rağmen soğuk. Şu anda saat 06.30. İnşallah ilerleyen saatlerde hava ısınır.
Akşam 12 civarında yattım ve Sabah 6'da uyandım. Kendimi gayet iyi hissediyorum.İzmir'de saat 10da yatar sabah saat 10da her yerim inanılmaz derecede ağrıyarak kalkardım. Az uykuya rağmen dinç ve ağrısız uyanmak kara ikliminden- nem oranının düşük olmasından- kaynaklanıyor sanırım.
Kaldığımız yer (trende tanıştığımız arkadaşlar bulmuşlar) daha önceden kız yurdu imiş. Şimdi otel olarak işletiyorlar. Fiyat özellikle öğrenciler ve backpacker'lar için uygun. Kahvaltı dahil 55TL. ( 12-13 Usd) ama otel olarak design edilmediği için öncelikle küçük. Banyo, tuvalet de küçük ve ancak kapıyı kapatınca duş yapmak mümkün.
Televizyon var ama pratikte seyretmek mümkün değil. Yatağa uzanınca TV sağ yan duvarda kalıyor. TV seyretmek için ya gardorop (gardolap, garde-robe her ne ise ) önünde ayakta dikilmen lazım veya yatağın ayak ucuna bir sandalye koyup sandalye oturman lazım..
Sahibi 30-35 li yaşlarda bir arkadaş. Her konuda yardımcı oluyor. Bilet yol tarifi vb. Bu arada belirtmem gerekli altında son model mercedes arabası var. Bizi arabası ile restorana götürdü gecenin 9 unda. Arabayı görünce biraz kurcaladım. Besicilik kasaplık yurt işletmeciliği ve başka birçok işi aynı anda ailecek yapıyorlarmış. Sanırsam zengin bir aile.
Otel caminin hemen yanında. Nerede ise aynı bina gibi. Tamam demiştim içimden sabah ezanı ile uyanacağım ama şu ana kadar hiç ezan sesi duymadım !
Doğu ekspresinde iki kompartman ileride 3 çocuklu bir aile vardı. Sarıkamış'ın bir köyünde oturuyorlarmış. Çocuklardan biri Ankara'daki abisinin kızıymış. 5-6 yaşlarında. Ankara'yı sevememiş. Sarıkamış'a amcası ile dönüyordu. Mutluydu. Bizim orada bahçemiz, benim kedim, köpeğim ve civcivlerim var, Ankara'da hiçbir şeyim yok dedi bana. Onun adına mutlu oldum mutluluğuna gittiği için.
En ilginci ise bir ara Sarıkamış'a yaklaştığımızda 3 çocuğun yengeleri ile birlikte İzmir marşını söylemeleriydi.
Bu sabah beni Iğdır otobüsüne getiren servisin şöför mahalinde ise koca bir Kemal Atatürk imzası vardı.
Aslında otobüs, tren ve uçaklarda erkek ve bayanların yan yana oturmalarına izin vermeleri lazım. Yanıma oturan arkadaş 110-120 kilo falan. Koltuktan taşıyor. Cama yapıştım desem yeridir. Halbuki 50-60 kiloluk bir bayan yanıma otursa çok daha rahat olurdu.
Tecrube ile sabit olmuştur ki Iğdır'dan Tebriz'e giden otobüs yoktur. Mecburen Iğdır'dan Doğubayazıt' a gideceğim. Yol yaklaşık 50 km. Dolmuşlar var. Dolunca kalkıyor. Dolmasını bekliyorum.Bu arada bir sigara yaktım.
Dışarıda sigara içtiğim için bir vatandaş tarafından uyarıldım. " Dışarıda sigara içme. şurada kahvehane var orada içebilirsin " dedi.
Yani Iğdır'da ramazan günü kahvehanede sigara içmek serbest ! Bende kahvehanede çayla birlikte sigaramı içtim. Iğdır'da dilenci sayısı yüksek. Şu ana kadar 15-20 dakikada 3 dilenci yanıma geldi.
Kars'tan hareketimi biraz öne aldım. İranla aramızda 1.5 saat fark varmış. Çok geç vakte kalmak istemiyorum. Şimdi Kars Iğdır midibüsündeyim. Sanıyorum yol 2 saat sürecek.
İnsanlar hoş sohbet. Birbirleri ile sohbet halindeler. Bir bayan son anda bindi ayakta kaldı. 60-65 Yaşlarında bir adam yerini verdi. Önce " Bayandır, erkek yanı olmaz" gibi bir tepki geldi. Adam karısı ile yolculuk yapıyormuş. Bayan yanıdır dedi. Bu arada hemen bir genç kalktı o da yerini yaşlı adama verdi.
Genellikle Türkçe konuşuyorlar. Arada bir kısa süreli kürtçe konuşuyorlar. Yollar güzel hem de duble :)
Cehaletimle alay ediyorum. Iğdır'ı bir kasaba sanıyordum, meğerse yıllar önce il olmuş.
Hava bulutlu ama yağmur yağmıyor. İnşallah yağmaz. Yanımda şemsiye veya yağmurluk yok. Heryer yemyeşil ama sakın aklınıza ağaç orman gelmesin.Kilometrelerce uzakta bile ağaç yok. Ovalar yeşil, tarlalar yeşil. Hani yıllarca kullandığımız windows un yeşil bir tepe fotoğrafı vardı ya onun gibi işte. Ağrı dağını görmek için sabırsızlanıyorum.
Akşam üzeri yağmur başladı. Kars'ta bu mevsimde sürekli yağmur yağarmış. Benim şansıma dün ve bugün yağmur yoktu. Ani Harabelerini rahatça gezdik. Yarın sanıyorum Tebriz'e kadar yağmurlu olacak. Tebriz'de de hava yağmurlu görünüyor.
Birkaç gün önce Tebriz'deki bir arkadaşıma bir soru sordum. " Yolda su, sigara içersem, kısa pantolon giyersem bir sorun olur mu? " Cevap " Söylediklerinin hiç birini yapamazsın. İçeri girersin. Kırbaç yersin."
Küpemi çıkardım. Iğdır'da da küpe hoş karşılanmıyormuş ! Yarın uzun pantolonumu giyeceğim. Yanıma bir de gömlek almıştım. Onu giyeceğim. İran'a geçtikten sonra iftara kadar sokakta su, sigara içmek yok.
İran'a girer girmez sim kart almamı söyledi arkadaşlar. İnternet yavaş da olsa yol bulmakta yardımcı oluyormuş. Hemen herkes Türkçe konuşabiliyormuş. 10 Kişinin 8 i Türkçe konuşur, kalan iki kişi büyük olasılıkla anlar ama konuşamaz diyorlar.
Tüm İran halkı çok yardım sever insanlar. En büyük avantaj ise İranlıların yardımsever ve dost canlısı olmaları.
Bu günlük bu kadar.
Yorumlar
Yorum Gönder